Nihat Aydın’ın Kaleminden... Oda Seçimleri Şehrin Tek Gündemi Olmamalı

Bu şehirde esnafın borcu var. Gençlerin işsizlik sorunu var. Sanayinin, ticaretin, tarımın, hayvancılığın, ulaşımın, sosyal hayatın, sağlık hizmetlerinin, eğitim alanlarının, şehir planlamasının konuşulması gereken tarafları var.


Ağrı’da son yıllarda tuhaf bir seçim alışkanlığı oluştu. Ticaret odası, esnaf sanatkarlar odası ve benzeri meslek kuruluşlarının seçimleri, resmi takvimden aylar önce fiilen başlıyor. Bazen altı ay, bazen yedi ay, bazen sekiz ay öncesinden adaylar sahaya iniyor. Sosyal medya paylaşımları, ziyaret fotoğrafları, destek açıklamaları, kulis mesajları derken şehir bir anda sanki tek gündemi oda seçimleriymiş gibi bir havaya sokuluyor.

Oysa Ağrı’nın gündemi bu kadar dar değil.

Bu şehirde esnafın borcu var. Gençlerin işsizlik sorunu var. Sanayinin, ticaretin, tarımın, hayvancılığın, ulaşımın, sosyal hayatın, sağlık hizmetlerinin, eğitim alanlarının, şehir planlamasının konuşulması gereken tarafları var. Ama seçim atmosferi çok erken başladığında bütün bu gerçek başlıklar geri plana itiliyor. Şehrin enerjisi, birkaç oda seçiminin etrafında dönmeye başlıyor.

Esnaf sanatkarlar odası seçimlerinde bunu gördük. Ticaret odası seçimlerinde de benzer bir tablo yaşanıyor. Adayların tamamı görünür olmak istiyor. Sosyal medyada yer almak, ziyaretleri duyurmak, destek mesajlarını paylaşmak, kamuoyunda üstünlük psikolojisi kurmak istiyor. Bunlar seçim döneminde elbette olur. Fakat mesele zamanıdır. Seçime aylar varken başlayan bu yoğunluk, bir noktadan sonra şehrin doğal gündemini boğuyor.


CUMHURBAŞKANI 50 GÜNDE SEÇİLİYOR, ODA SEÇİMİ 6 AY SÜRÜYOR

Önce seçim takvimlerine bakmak gerekiyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde süreç çoğu zaman 43, 56, 58 günlük takvimlerle yürütülmüş. Seçim ikinci tura kaldığında bile süre yaklaşık 72 güne çıkıyor. Yani Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı, ülkenin en önemli makamı, çoğu zaman iki ayı bile bulmayan bir seçim takvimi içinde belirlenebiliyor.

Mahalli idareler seçimlerinde de tablo benzer şekilde düzenli. Belediye başkanları, il genel meclisi üyeleri, belediye meclis üyeleri ve muhtarlar için seçim takvimi yaklaşık 90 günlük bir sürede işliyor. Türkiye’nin bütün belediyeleri, büyükşehirleri, ilçeleri ve beldeleri bu takvim içinde seçime gidiyor, propaganda yapıyor, sandığa ulaşıyor ve süreç tamamlanıyor.

Peki Ağrı’da bazı oda seçimleri neden altı ay öncesinden başlıyor?

Cumhurbaşkanı 43-58 günlük takvimlerle seçilebilirken, belediye başkanları yaklaşık 90 günlük süreçte belirlenebilirken, bir oda başkanlığı için aylarca süren seçim havası şehrin üzerine neden bu kadar yayılıyor?

Bu soruyu sormak gerekiyor.

Üstelik bu uzun süreç çoğu zaman daha nitelikli bir tartışma da üretmiyor. Proje konuşulmuyor, sektörlerin gerçek sorunları yeterince ele alınmıyor, esnafın, tüccarın, sanayicinin, küçük işletmenin ihtiyacı detaylı biçimde tartışılmıyor. Daha çok kim kimi ziyaret etti, kim kiminle fotoğraf verdi, kim kime destek açıkladı gibi yüzeysel bir görünürlük yarışı öne çıkıyor.

Seçim siyaseti, şehir aklının önüne geçiyor.


SOSYAL MEDYA GÖRÜNÜRLÜĞÜ ŞEHİR GÜNDEMİNİ ESİR ALIYOR

Bugün oda seçimlerinde en belirgin alan sosyal medya. Adaylar doğal olarak kendi çalışmalarını duyurmak istiyor. Buna itiraz edilemez. Her aday kendini anlatmalı, projelerini paylaşmalı, temsil etmek istediği kesimle temas kurmalı. Demokratik yarışın gereği budur.

Ama bu yarış aylar öncesinden başlatıldığında başka bir sorun doğuyor. Sosyal medya, şehrin gerçek meselelerinin konuşulduğu bir alan olmaktan çıkıp sürekli seçim fotoğraflarının döndüğü bir vitrine dönüşüyor. Vatandaşın önüne her gün aynı içerikler düşüyor. Ziyaret, destek, teşekkür, istişare, buluşma, kahvaltı, toplantı…

Bir süre sonra insanlar şunu düşünmeye başlıyor: Bu şehirde başka hiçbir mesele yok mu?

Var. Hem de çok mesele var.

Ağrı’nın iş dünyası temsil edilecekse, önce Ağrı’nın ekonomik gerçekleri konuşulmalı. Esnaf temsil edilecekse, esnafın kira, vergi, Bağ-Kur, kredi, çek-senet, piyasa daralması, müşteri kaybı, rekabet ve ayakta kalma sorunu konuşulmalı. Ticaret odası konuşulacaksa, yatırım, ihracat, lojistik, sınır ticareti, teşvik, sanayi alanları, istihdam ve kurumsal kapasite tartışılmalı.

Fakat erken başlayan seçim havası, bu başlıkları çoğu zaman geri plana itiyor. Adayların kişisel görünürlüğü, şehrin ortak meselesinin önüne geçiyor.

Bu doğru değil.


SEÇİM TAKVİMİNE BENZER BİR AHLAKİ SINIR GEREKİYOR

Burada mesele adayların seçim çalışması yapmasını yasaklamak değildir. Her aday çalışsın. Herkes projelerini anlatsın. Herkes seçmene ulaşsın. Odanın üyeleri de kimi destekleyeceğine özgürce karar versin.

Ancak bunun bir takvimi, bir ölçüsü, bir şehir ahlakı olmalı.

YSK seçimlerinde nasıl belli bir takvim işliyorsa, oda seçimlerinde de en azından adayların kendi aralarında kabul edeceği bir dönem sınırı oluşturulabilir. Bu hukuki bir yasak olmayabilir. Ama etik bir mutabakat olabilir. Şehir aidiyeti bunu gerektirir.

Mesela adaylar seçimden altı ay önce değil, makul bir süre kala saha çalışmalarını yoğunlaştırabilir. Üç ay, bilemedin resmi sürece yakın bir dönem. Bu süre içinde projeler anlatılır, üyeler ziyaret edilir, tartışmalar yapılır. Ama şehir aylarca seçim atmosferine mahkum edilmez.

Ağrı’nın buna ihtiyacı var.

Çünkü uzun seçim süreçleri, sadece adayları yormuyor. Şehri de yoruyor. Esnafı da yoruyor. Kurumları da yoruyor. Sosyal medya takipçisini de yoruyor. En sonunda seçimden sonra bile “keşke şuraya da gitseydik, keşke şu kişiyi de ziyaret etseydik” denilen bitmeyen bir yarışa dönüşüyor.

Bu kadar uzun kampanya, daha iyi temsil anlamına gelmiyor. Bazen tam tersine, yorgunluk ve gündem kirliliği üretiyor.


AĞRI’NIN GERÇEK GÜNDEMİ SEÇİM FOTOĞRAFLARINDAN DAHA BÜYÜKTÜR

Bir gazeteci olarak bu tablo bana doğru gelmiyor. Çünkü şehirlerin gündemi birkaç adayın sosyal medya görünürlüğüne teslim edilmemeli. Oda seçimleri elbette önemlidir. Ticaret odası da önemlidir, esnaf sanatkarlar odası da önemlidir. Bu kurumlar şehrin ekonomik ve mesleki hayatında ciddi karşılığı olan yapılardır.

Fakat hiçbir oda seçimi, Ağrı’nın bütün gündemini aylarca esir alacak kadar büyütülmemeli.

Adaylar şehrin meseleleriyle ilgilenerek de seçim çalışması yapabilir. Hatta asıl olması gereken budur. Kim daha çok fotoğraf paylaştı değil, kim esnafın sorununu daha doğru okudu? Kim ticaretin önündeki engelleri daha iyi analiz etti? Kim şehir ekonomisine dair gerçekçi bir yol haritası sundu? Kim sadece seçim kazanmayı değil, seçildikten sonra kurumu nasıl yöneteceğini anlattı?

Bunları konuşmalıyız.

Ağrı’nın ihtiyacı, erken başlayan seçim gürültüsü değil; olgun, ölçülü, takvime saygılı ve şehir sorumluluğu taşıyan bir yarış kültürüdür. Adayların görünürlüğü önemli olabilir ama şehir gündemi ondan daha önemlidir.

Cumhurbaşkanlığı seçimi iki ayda yapılabiliyorsa, belediye seçimleri üç ayda tamamlanabiliyorsa, oda seçimleri için altı-yedi aylık bir kampanya havası oluşturmanın makul bir tarafı yoktur.

Ağrı bunu hak etmiyor.

Bu şehir, seçim fotoğraflarından daha fazlasını konuşmalı. Esnafın geçim derdini, iş insanının yatırım beklentisini, gencin iş arayışını, üreticinin pazar sorununu, kentin sosyal ve ekonomik geleceğini konuşmalı.

Oda seçimleri yapılır, biter. Kazanan olur, kaybeden olur. Ama şehir geride kalırsa, asıl kaybeden Ağrı olur.