Nihat Aydın’ın Kaleminden... Kar Yağdı, Makyaj Aktı


Ağrı’ya kar yağdı. Bu şehirde kar yeni bir şey değil. Ne ilk kez yağıyor ne de son kez yağacak. Yeni olan tek şey şu: bir belediyenin kar yağışına bu kadar hazırlıksız bu kadar dağınık ve bu kadar etkisiz yakalanması.

Kar yağışının 2 gündür aralıksız devam etmesi, şehri adeta felç etti. Ancak felç eden kar değil; plansızlık, beceriksizlik ve göstermelik yönetim anlayışıdır. Bir ay önce kameraların karşısına geçip “Araç parkımızı güçlendirdik, 26 yeni araç aldık” diyerek adeta şov yapan belediye yönetimi, bugün karla mücadelede sınıfta kalmıştır. Hem de telafisi zor bir şekilde.

Sormak gerekiyor:
O 26 araç nerede?
Neden sahada yoklar?
Yoksa vardı da sadece fotoğraf karesinde mi çalışıyorlardı?

Şehir merkezinde gözle görülen tek tük müdahale Erzurum Caddesi ile sınırlı. Cumhuriyet Caddesi’nde kısmi bir çalışma dışında, şehrin geri kalanında karla mücadeleye dair neredeyse hiçbir iz yok. Mahalle araları kapalı, yan yollar kaderine terk edilmiş, kaldırımlar yürünemez halde. Vatandaş evinden çıkamıyor, işe gidemiyor, hastasını hastaneye ulaştıramıyor. Ama belediye hâlâ “çalışıyoruz” demekle yetiniyor. Çalışmak bu değil.

Burada asıl mesele araç sayısı da değil. İrade ve çözüm üretme kapasitesidir.
Çünkü bu şehir geçmişte çok daha zor kışları gördü. Ama o dönemlerde başka bir refleks vardı.

Geçmişte ne yapılıyordu?
Nesce, Bulut, Alparslanlar, Atmaca gibi firmaların kepçeleri, iş makineleri hizmet alımı yoluyla sahaya indirilirdi. Belediye yetkilileri telefon açar, rica ederdi. İş insanları bu şehri yalnız bırakmazdı. Bugün bunu yapamıyorsanız, bunu da açık açık söyleyin.

Telefon açın.
Rica edin.
Mazotu belediye karşılasın, iş insanı aracını göndersin.

Eğer iş insanları araçlarını bu şehir için vermiyorsa, bunu da kamuoyuna açıklayın. Kim bu şehirde elini taşın altına koymuyor, halk bilsin.
Yok “rica ile olmuyor” diyorsanız, parasını verin. Günlük, saatlik kiralayın. Bu araçları bu şehir için çalıştırın.

Özel idare araç vermiyor mu?
Bunu da çıkın halka anlatın.

Çünkü bu halkı mağdur etmeye ne özel idarenin hakkı var, ne de belediyenin. Hiç kimsenin böyle bir lüksü yok.

Bugün çarşıya çıktığınızda tablo çok nettir:
Cumhuriyet Caddesi’nde sınırlı bir temizlik,
Erzurum Caddesi’nde arada bir gidip gelen bir araç,
Onun dışında şehir genelinde neredeyse hiçbir yerde karla mücadeleye dair somut bir çalışma yok.

Halk bunu not eder.
Bu bir kenara yazılır.
Vicdanlar da not eder, bu da ayrı bir kenara yazılır.

Ama burada bizim size bir şeyler söylememizi; sizin de “bunlar zaten muhalif”, “bunlar yandaş” gibi klişe cümlelerle işi geçiştirmenizi bekliyorsanız, hiç zahmet etmeyin. Bu şehir artık bu ucuz refleksleri aştı.

Bugün Cumhuriyet Caddesi’nde, encümeniniz Mehmet Akkuş’la birlikte verdiğiniz poz yerine; bu şehirde insanların balkonlarından, pencerelerinden teşekkür pankartları sarkıtmasını isterdik. Fotoğraf değil, dua görmek isterdik. Görmedik.

Çünkü belediyecilik; poz vermek değildir.
Belediyecilik; afişle, sosyal medya paylaşımlarıyla, algı yönetimiyle hiç değildir.
Belediyecilik; kriz anında sahada olmaktır.

Kar yağdı…
Makyaj aktı…
Gerçekler ortaya çıktı.

Bu şehir şovla yönetilemez.
Bu şehir vitrinle idare edilemez.
Bu şehir, iş üretenleri hatırlar; bahane üretenleri ise unutmaz.