Nihat Aydın’ın Kaleminden... Çerçeve Yasanın Birlikte ve Kardeşçe Yaşama İradesine Olan Katkısı

"Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda hayata geçirilen ve kamuoyunda Çözüm Süreci’nin hukuki zemini olarak anılan çerçeve yasa, bu tarihsel ortaklığı çağdaş hukuk, demokrasi ve toplumsal barış normlarıyla yeniden tahkim eden dönüm noktalarından biri olmuştur.

Türk ve Kürt halklarının bin yıla dayanan ortak tarihi; Malazgirt’ten Kafkas cephesine, Çanakkale savaşından İzmir işgaline Millî Mücadele’ye, ortak kültürden akrabalık bağlarına uzanan güçlü bir kardeşlik temeline dayanır. "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda hayata geçirilen ve kamuoyunda Çözüm Süreci’nin hukuki zemini olarak anılan çerçeve yasa, bu tarihsel ortaklığı çağdaş hukuk, demokrasi ve toplumsal barış normlarıyla yeniden tahkim eden dönüm noktalarından biri olmuştur.

Cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan birtakım sosyal ve siyasal travmalar, toplumsal dokuda zaman zaman zedelenmelere yol açmış olsa da iki halk arasındaki köklü bağlar hiçbir zaman tamamen kopmamıştır. Tarihsel süreç incelendiğinde; sorunun sadece güvenlikçi politikalarla çözülemeyeceğinin anlaşılması, meseleyi sivil, hukuki ve siyasi bir zemine taşıma ihtiyacını doğurmuştur.

Bu durumu fark eden Dünya Lideri Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve bu memleketin sevdalısı Sayın Devlet Bahçeli’nin üstlendiği bu şerefli tarih misyona PKK’nın kurucu lideri Abdullah Öcalan’nın da destek vermesiyle Türk ve Kürt kardeşliği üzerinde oynanan oyun boşa çıkarılmıştır. Artık kardeşlik bir slogandan veya sözden çok daha öte bir manaya yani eşitliğe, hakka, hukuka, bütünlüğe empatiye dayalı bir yaşam manifestosuyla bu cennet vatanda var olacaktır. Cumhuriyet ile başlayan bu kronik sorunu Sayın Cumhurbaşkanımız hitama erdirirse sadece Türk ve Kürtlerin hatta sadece Müslümanların değil tüm insanlığın Selahattinî Eyyubisi olacaktır. İşte bu noktada yürürlüğe giren çerçeve yasa, devletin sorunları şiddet dışı yöntemlerle, hukuk içinde ve şeffaf bir biçimde çözme kararlılığının en somut belgesi olmuştur.

Çerçeve yasanın Türk ve Kürt ilişkilerine ve kardeşlik hukukuna sağladığı olumlu katkılar şu temel dinamikler üzerinden şekillenmiştir:

* Güven ve Muhataplık Zemininin Hukukileşmesi: Yasa, süreci kişisel ya da dönemsel inisiyatiflerin ötesine taşıyarak kurumsal ve hukuki bir güvenceye kavuşturmuştur. Bu durum, toplumsal kesimler arasındaki karşılıklı güven hissini pekiştirmiş ve "birlikte yaşama iradesini" güçlendirmiştir.

* Ortak Acıların Yerini Ortak Geleceğe Bırakması: Şiddet ortamının gerilemesi, bölgede onlarca yıldır süregelen insani kayıpları ve acıları durdurma imkânı sunmuştur. Bir ananın gözyaşının renginin veya dilinin olmadığı bilinciyle, Türk ve Kürt gençlerinin geleceğe dair ortak umutlar beslemesinin önü açılmıştır.

* Toplumsal Entegrasyon ve Sosyo-Ekonomik Canlanma: Güvenlik odaklı kaygıların azalmasıyla birlikte, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde sosyo-ekonomik hayat canlanmış, kültürel haklar ve ifade özgürlükleri zemininde sağlanan gelişmeler Türk ve Kürt yurttaşların kendilerini eşit ve asli unsur hissetmelerini pekiştirmiştir.

* Ötekileştirici Dille Mücadele: Hukuki zemin, siyasi ve toplumsal söylemdeki kutuplaştırıcı unsurları zayıflatmış; bir arada yaşama kültürünü, empatiyi ve kardeşlik hukukunu ön plana çıkaran kucaklayıcı bir dili teşvik etmiştir.

Sonuç olarak; çerçeve yasa ile şekillenen Terörsüz Türkiye vizyonu, Türk ve Kürt halklarının bin yıllık kader birliğini günümüzün demokratik standartlarıyla yeniden harmanlama çabasıdır. Şiddetin tamamen devre dışı kaldığı, hukukun ve gerçek kardeşliğin esas alındığı bir atmosfer, sadece iç barışı sağlamakla kalmayıp; Türkiye’nin bölgesel ve küresel alanda çok daha güçlü, huzurlu ve müreffeh bir geleceğe yürümesine katkı sağlamaktadır. Altı yüz yıl İslam’a bayraktarlık yapan necip Türk milletiyle bin yıllardır bu coğrafyada yaşayan sadık ve fedakâr Kürt milletinin kardeşliği güçlü ve büyük Türkiye’mizin geleceği için olmazsa olmazımızdır.