Nihat Aydın’ın Kaleminden... Ağrı’da İktidar Toplanıyor, Muhalefet Nerede?

Ağrı’da taş üstüne taş koyan, bu şehir için emek veren kim varsa hakkını teslim etmek gerekir. Siyaset sadece eleştirmek değil, aynı zamanda çalışanı da görmektir.


AK Parti Ağrı İl Başkanlığı, İl Başkanı İlhami Yıldız başkanlığında haftalık istişare ve değerlendirme toplantısını gerçekleştirdiğini duyurdu. Paylaşımda, şehrin ihtiyaçlarının ve teşkilat çalışmalarının ele alındığı, birlik ve beraberlik içinde Ağrı için çalışmaya devam edileceği ifade edildi. Aslında bu paylaşım, AK Parti’nin Ağrı’daki siyasal çalışma biçimini özetleyen rutin ama önemli bir gösterge niteliği taşıyor.

Çünkü AK Parti’de yalnızca il başkanlığı değil; kadın kolları, gençlik kolları, merkez ilçe teşkilatı ve ilçe teşkilatları da belirli aralıklarla toplanıyor, gündem oluşturuyor, sahaya dair değerlendirme yapıyor ve bunu kamuoyuyla paylaşıyor. Bir siyasi partinin görevi de zaten budur. Şehir için düşünmek, konuşmak, tartışmak, çözüm aramak ve bunu vatandaşın gözü önünde yapabilmek. Ağrı’da taş üstüne taş koyan, bu şehir için emek veren kim varsa hakkını teslim etmek gerekir. Siyaset sadece eleştirmek değil, aynı zamanda çalışanı da görmektir.


PEKİ MUHALEFET NE YAPIYOR?

Asıl soru tam da burada başlıyor: Ağrı’da muhalefet partileri ne yapıyor? Kentin sorunları ortadayken, ilçelerin beklentileri bilinirken, gençlerin, çiftçilerin, esnafın, besicinin, öğrencinin, işsizin, depremzedenin gündemi bu kadar açıkken muhalefet cephesinden düzenli, planlı ve sahici bir çalışma görüyor muyuz? Ne yazık ki bu soruya gönül rahatlığıyla “evet” demek mümkün değil.

DEM Parti, Ağrı’da yerel siyasetin önemli aktörlerinden biri olmasına rağmen, şehir meseleleri konusunda kamuoyuna güven veren, düzenli, proje odaklı ve çözüm merkezli bir çalışma pratiği ortaya koymakta zorlanıyor. Toplumsal hassasiyetler üzerinden açıklama yapmak, dönem dönem tepki göstermek veya gündem olduğunda sahaya çıkmak elbette siyasetin bir parçasıdır. Ancak Ağrı’nın ihtiyacı yalnızca tepki siyaseti değildir. Ağrı’nın yol, sağlık, eğitim, tarım, hayvancılık, işsizlik, göç, altyapı, sosyal yaşam ve gençlik politikaları konusunda kapsamlı muhalefete ihtiyacı var.

Geçtiğimiz günlerde Patnos’ta yaşanan deprem sonrası vatandaşın Sırrı Sakık’a yönelttiği “Beş gün geçti, şimdi mi geldiniz?” tepkisi, aslında sadece bir kişiye söylenmiş bir söz değildi. Bu söz, Ağrı’da muhalefetten beklentinin ne kadar yüksek olduğunu gösteren açık bir mesajdı. Vatandaş, yalnızca seçim zamanı hatırlanmak istemiyor. Kriz anında, afet anında, geçim sıkıntısında, hastane sorunu yaşadığında, doğalgaz beklediğinde, yolu yapılmadığında yanında bir muhalefet de görmek istiyor.

CHP’ye bakıldığında ise tablo daha da sorunlu. Ağrı gibi sorunları ağır, beklentisi büyük bir şehirde CHP’nin daha görünür, daha örgütlü, daha üretken olması beklenirdi. Ancak kamuoyunda oluşan algı bunun tam tersi yönde. CHP’nin Ağrı’da güçlü bir şehir gündemi oluşturduğunu, mahalle mahalle, ilçe ilçe sorun takip ettiğini, dosyalar hazırladığını, çözüm önerileri sunduğunu görmek pek mümkün olmuyor. Oysa ana muhalefet partisi olmanın sorumluluğu yalnızca Ankara’da konuşmakla sınırlı değildir. Ağrı’da da konuşacaksınız. Ağrı için de dosya hazırlayacaksınız. Ağrı’nın sorunlarını da ulusal siyasetin gündemine taşıyacaksınız.

Saadet Partisi, Yeniden Refah Partisi, HÜDA PAR, DSP ve diğer partiler açısından da benzer bir tablo var. Zaman zaman tekil açıklamalar, sınırlı ziyaretler ya da görünürlük çabaları dışında Ağrı siyasetine yön verecek güçlü bir muhalefet dili oluşmuş değil. Yeniden Refah Partisi ve HÜDA PAR’ın yer yer sahada görünürlük sağladığını söylemek mümkün. Ancak bu görünürlük de henüz Ağrı’nın bütün sorunlarını kapsayan, düzenli ve etkili bir muhalefet çizgisine dönüşmüş değil.

MHP ise Cumhur İttifakı’nın bir ortağı olarak farklı bir konumda duruyor. İl Başkanı Selahattin Aktaş’ın şehirdeki programlarda, törenlerde ve kamu gündeminde görünür olması dikkat çekiyor. MHP, Ağrı’da iktidar ortağı olma iddiasından çok Cumhur İttifakı’nın devamlılığı ve siyasi desteği üzerinden bir pozisyon alıyor. Bu da kendi içinde anlaşılabilir bir siyasi tercihtir. En azından sahada bir varlık gösterme çabası var.

Fakat Ağrı’da temel mesele şudur: Siyaset tabelayla yapılmaz. İl başkanlığı tabelası asmak, sosyal medya hesabı açmak, dönem dönem açıklama yapmak, seçimden seçime görünmek siyaset değildir. Siyaset; halkın derdini dinlemek, dosya hazırlamak, çözüm önermek, yanlışa itiraz etmek, doğruyu desteklemek, kurumları çalışmaya zorlamak ve şehrin geleceği için kafa yormaktır.

Ağrı’nın muhalefete ihtiyacı var. Ama kuru gürültü yapan, sadece kriz anlarında ortaya çıkan, toplumsal gerilimlerden beslenen bir muhalefete değil; çalışan, araştıran, proje üreten, hesap soran ve hesap veren bir muhalefete ihtiyacı var. Bir şehirde iktidarın çalışması kadar muhalefetin de çalışması önemlidir. Çünkü güçlü muhalefet, iktidarı da diri tutar. Eksikleri görünür kılar. Vatandaşın sesini çoğaltır. Kamu hizmetinin kalitesini artırır.

Bugün Ağrı’da vatandaşın sorması gereken soru basittir: Bu siyasi etiketler kimin için taşınıyor? İl başkanlığı, ilçe başkanlığı, teşkilat görevi, parti rozeti neden var? Ağrı’nın kangren haline gelen sorunlarında bu partiler nerede? Hastane meselesinde, yol meselesinde, depremde, tarımda, hayvancılıkta, işsizlikte, göçte, gençlerin geleceğinde kim ne söylüyor?

AK Parti kendi teşkilat yapısıyla sahada olduğunu gösteriyor. Cumhur İttifakı’nın diğer kanadı da şehir programlarında görünür olmaya çalışıyor. Peki muhalefet nerede? Ağrı’nın derdi yalnızca iktidarın derdi değildir. Bu şehirde siyaset yapan herkesin sorumluluğudur.

Ağrı halkı artık sadece açıklama değil, emek görmek istiyor. Sadece eleştiri değil, çözüm duymak istiyor. Sadece seçim zamanı değil, her zaman yanında siyasetçi görmek istiyor. Muhalefet, Ağrı’da gerçekten muhalefet yapmak istiyorsa önce tabeladan çıkıp sahaya inmelidir. Çünkü bu şehir, kendisi için kafa yoran herkesi görür; kendisini unutanı da asla unutmaz.