Nihat Aydın’ın Kaleminden... Ağrı Yine Kendi Değerini Kaybetti


Maalesef Ağrı, bir kez daha kendi öz evladına sahip çıkamadı.
Ve bu kez giden sıradan bir isim değil; Ağrı’nın yetiştirdiği en önemli cerrahlardan biri olan Adem Aslan.

Bu şehirde yıllardır tekrar eden bir alışkanlık var:
Değer yetiştiriyoruz, emek veriyoruz, sahipleniyoruz…
Ama iş o değeri korumaya gelince, ortada kimseyi bulamıyoruz.

Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yaptığı süre boyunca Dr. Adem Aslan yalnızca bir hekim olmadı; adeta bir insanlık nöbetçisi gibi çalıştı. Kapısı hiç kapanmadı. Mesai saati, makam odası, protokol duvarları onun için hiçbir zaman belirleyici olmadı. Hastası olan herkes onun muhatabıydı.

Acilde sevk için Erzurum’da, Van’da yer bulunamadığında, bu sorunu kendi ilişkileriyle çözen oydu. İstanbul’dan arayıp “Hastamızın durumu nedir?” diyen bir yakını geri çevirmezdi. Yoğun bakımda çocuğunun durumunu öğrenmek isteyen ama kimseye ulaşamayan nice aile, onun sayesinde bilgi alabildi. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar hastanede kalan, işi bitmeden evine gitmeyen bir idareciydi.

Ama Adem Aslan’ı asıl farklı ve değerli kılan şey idari yönü değil, cerrahlığıydı.
Bir ameliyat “riskli” denilerek başkasına bırakılırken, Adem Aslan sorumluluktan kaçmadı. Nişteri eline aldı, ameliyatını yaptı. İstanbul’da dahi zor yapılan birçok ameliyatı, vatandaşını mağdur etmeden Ağrı’da bizzat kendisi gerçekleştirdi. Yıllarca sevklerle anılan bu şehirde, birçok hasta onun sayesinde başka illere gitmek zorunda kalmadı.

Sadece Ağrı’da değil, bölgedeki birçok ilde acil durumlarda çağrıldı, gitti, ameliyat yaptı. Bu yönüyle yalnızca bir il hastanesinin cerrahı değil, bölgesel bir sağlık güvencesiydi. Abartısız söylemek gerekir ki, Türkiye’de sayılı cerrahlar arasında gösterilecek bir isimdi.

Ama ne oldu?

Başhekimlik görevinden alınması başlı başına siyasi bir fiyasko olarak tarihe geçti.
Ve bu süreçte, kendisini Ağrı’nın temsilcisi olarak konumlandıran Ağrılı siyasetçiler, Adem Aslan gibi bir değere sahip çıkmadı.

Sivil toplum sahip çıktı.
Halk sahip çıktı.
Kamuoyu sahip çıktı.

Ama siyaset yine ortada yoktu.

İnsan sormadan edemiyor:
Bu şehirde çalışkan, halkla güçlü bağ kuran, sevilen bir ismin önünün açılmasından neden rahatsız olunur?
Yoksa bu şehirde kimsenin öne çıkmasına, sivrilmesine, halkın gönlünde yer edinmesine tahammül mü yok?

Oysa siyaset, halk için yapılır.
Ve Adem Aslan bu halk için vardı.

Başhekimlik görevi olmasa bile; üniversitede, araştırma hastanesinde, yalnızca cerrahi yapacağı bir pozisyonla bu şehirde tutulabilirdi. Çünkü Ağrı, yıllardır doktor eksikliğiyle boğuşan, neredeyse refleks haline gelmiş sevklerle anılan bir il. Böyle bir tabloda, “gözü kara” bir cerrahı kaybetmek yalnızca kişisel bir kayıp değil, şehir adına stratejik bir kayıptır.

Peki şimdi ne olacak?

Yaklaşık bir–iki ay sonra Adem Aslan Erzurum’a gidecek.
Ağrılı hastalar yine Erzurum yollarına düşecek.
Otel parası ödeyecek, yemek parası verecek, günlerce şehir dışında kalacak. Erzurum’un kazandığı her kuruş, Ağrı’nın kaybı olacak. Sağlık üzerinden başka illerin ekonomisine katkı sunarken, kendi şehrimiz seyirci kalacak.

Bir yandan “Ağrı’ya üç yeni hastane açılıyor” denilerek müjdeler veriliyor.
Diğer yandan mevcut insan kaynağını tutamayan bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız.

Bu bir çelişki değil.
Bu açıkça bir yönetim zaafıdır.

Bugün iktidar partisi AK Parti, Ağrı’da bu meselede sınıfta kalmıştır.
Giden yöneticiler de sınıfta kalmıştır. Kendi ailesinin tedavisinde gecesini gündüzüne katan bir hekime, sıra sahip çıkmaya geldiğinde sessiz kalan herkes bu vebalin ortağıdır.

Ayda birkaç gün şehirde görünüp geri kalan zamanını başka yerlerde geçiren bir siyaset anlayışı, bu şehrin sorunlarını anlayamaz. Ama unutulmamalıdır:
Keser döner, sap döner; gün gelir hesap döner.

Adem’ler bu şehirde bitmez.
Ama kaybedilen her Adem, Ağrı’dan koparılan bir değerdir.

Allah yardımcısı olsun Ağrı’nın.
Çünkü bu şehir, hak etmediği insanlar tarafından yönetilmenin bedelini ödemeye devam ediyor.