Mayın tarlalarına “uyuz eşekler” salınır.
“Mayın eşekleri” mayınlara basarak ölürler ve yolu geçmek isteyenlere açarlar.
Kürtlerin hiç bir emperyalist gücün “mayın eşeği” olmayacağını söylemek bir metafor üzerinden hem Kürtlere bu rolü biçmek isteyenlere verilen bir cevaptır hem de Kürtlere asıl durmaları gereken yeri salık veren bir mesajdır.
Bunu ekranlarda ilk kullananlardan biri benim.
Ve tamamen bu niyetle ve bu bağlam içinde kullandığım bir metafordur bu.
Bu metafor üzerinden söylenen hiç bir söz Kürtleri tahkir ve tezyife yönelik değildir.
Bu sözü, niyetinden ve bağlamından kopartıp eleştiri ve polemik konusu yapmak iyi niyetle bağdaşır bir tutum değil.
Bazı Kürt aydınlarda son zamanlarda moda oldu: Kendilerinin dışındaki her bir söz sahibinin sözlerine illa da olumsuz bir laf etmek veya onların laflarını anlamsızlaştırıp itibarsızlaştırmak!
Bir tek kendileri doğru düşünürler!
Bir tek kendileri yanlış konuşmazlar!
Gayrı herkes yanlış düşünür ve yanlış konuşur!
Onlar da anında düzeltme yoluna giderler!
Keşke sadece düzeltme yoluna gitseler adeta kıyıcılık yaparlar!
Söylemeye gerek var mı?
Kürt örgütleri geçmişte emperyalist devletlerin oyun planları doğrultusunda birer aparat olmuşlardır.
Belki çaresizlikten belki mecburiyetten.
Ama bu bahs-i diğerdir.
Sonra o emperyalist devletler Kürtleri yüz üstü bırakmışlardır.
Önlerindeki mayın tarlalarından geçtikten ve alacaklarını aldıktan sonra Kürtlere ihanet etmişlerdir.
Örnekleri üzerinde konuşmaya gerek yok.
Öcalan’ın kendisi bile örgütünün hangi devletler tarafından hangi amaçla kullanıldığını tam da o “mayın eşeği” metaforuna denk düşecek şekilde anlatmıştır.
Elbette bu metaforu asil ve yiğit Kürt halkını “ihanet”le suçlamak için kullanan alçaklar ve Kürt düşmanları hep olmuştur.
Onların eleştirisi de bahs-i diğerdir.
Ama sözünü ettiğim kimi Kürt aydınlarının onları değil de “Kürt aydınları” diyerek bizim gibi sözünü ettiğim çerçevede bu metaforu kullananları suçlayan sözler etmesi doğrusu manidardır, üzücüdür.