İddia şu:
“DEM Parti Öcalan’ın yeni parti kurma isteğine karşı kongresini öne alarak Öcalan’a ve Kandil’e karşı hamle yaptı.”
Cevaben:
Bu iddiaya kargalar bile güler. DEM Parti’nin kongresini öne almasının bununla alakalı olduğu iddiası komplo teorisi bile olamaz. Hele Öcalan’a karşıtlık veya Öcalan’a ve Kandil’e karşı hamle gibi yorumlar hakikaten akla ziyan. DEM Parti böyle bir şeyi bırakınız yapmayı aklının ucundan dahi geçirebilecek bir parti değil. Öcalan’ın kurmayı düşündüğü parti şayet yanlış anlamadıysam DEM Parti’nin dışında. Öcalan’ın kafasının içini bilemem ama yeni sürecin siyasetini yapacak partinin adı zaten DEM olmaz. DEM şayet Öcalan’ın yeni bir parti kurması söz konusu olursa kendini feshedip o partiye katılır. Tabii benimkisi dışarıdan bir gözle okumalarımdan çıkardığım bir sonuç. Bu süreçte DEM’e yönelik bu tür yorumların sadece yanlış değil aynı zamanda sürece zarar verici nitelikte olduğuna inananlardanım.
DEM kendi içinde bir koalisyon. Çatışmalı döneme göre konumlandırılmış bir parti. Yeni paradigmaya uyum konusunda zorluk yaşanması normal. Kolay değil yarım asırlık alışkanlıkları ve dili terketmek. O yüzden DEM’in içinde zaman zaman beliren ihtilaflı ve sorunlu dili eleştirirken anlayışlı olmakta yarar var. Değişim bir anda olmaz. En önemlisi DEM’in kurumsal temsili adına söylenenlere asıl odaklanmakta yarar var.
Öcalan-Kandil-DEM arasında bir karşıtlık veya oyun bozanlık ilişkisi yok, tam tersine Öcalan’a koşulsuz bağlılık temelinde bir uyum var. Bu DEM içinde kimi unsurların rahatsız olmadıkları anlamına gelmiyor. Dediğim kurumsal temsil düzeyinde DEM’de bir sorun yok. Bu bütünlük ve uyum sürecin selameti için çok gerekli ve işlevsel bir öneme sahip.
ASKERİ KANAT DAHA MI SİVİL?
Bir tek şu iddiaya katılırım:
Öcalan ve Kandil’deki askeri kanat görebildiğim kadarıyla DEM içindeki kimi unsurlardan daha sivil. Yeni paradigma değişimi konusunda da o marjinal unsurlardan çok daha samimi ve istekli.
Bu da sürecin başarısı için ziyadesiyle önemli bir faktör.