DOLAR 32,5038 0.08%
EURO 34,7826 -0.12%
ALTIN 2.496,260,50
BITCOIN 20903961,29%
Ağrı
19°

AÇIK

04:46

İMSAK'A KALAN SÜRE

Mehmet Metiner: “Acılarımızı ortaklaştıracak insani duruş gerekli…”

Mehmet Metiner: “Acılarımızı ortaklaştıracak insani duruş gerekli…”

ABONE OL
14:29 | 02 Eylül 2022 14:29
Mehmet Metiner: “Acılarımızı ortaklaştıracak insani duruş gerekli…”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Eski AK Parti Milletvekili ve Demokrasi ve Birlik Derneği’nin Genel Başkanı Mehmet Metiner yeni köşe yazısında içimizdeki insanı kimlerin nasıl öldürdüğünü sorguluyor.

Genel Başkan Metiner, “Hangi ara bu hale geldik.

En basit insani bir sahiplenmeyi bile nefret ve husumetle karşılayan bir anlayışa savrulmak, kendi değerlerimiz adına üzücü.

Bizim mahalleden birilerinin evladını yitirmiş bir ailenin acısına sahip çıkmayı bile suç haline dönüştürdüklerini görmek ziyadesiyle hazin.

O herkesin parmakla gösterdiği adalet anlayışımız, hakkaniyet duygumuz, herkesi yürekten sarıp sarmalayan o asil merhamet damarımız, yaratılanı yaradandan ötürü severiz anlayışına yaslanan kuşatıcı sevgi anlayışımız hani nerede dostlar?

İçimizdeki insanı hangi ara öldürdük söyler misiniz?

Bırakınız karşı mahalledekilerin söylediklerini anlamayı, birbirimizin ezberlerine ters düşen sözlerini bile anlamından kopartarak, en fenası da çarpıtarak suçlama yoluna gitmeyi marifet sananlarımızın sayıları çoğalıyorsa, bunda hiç mi kabahatimiz yok bizim?

Var elbette.

Zira bizlerin, biz önde gidenlerin dili değişti dostlar.

O yüzden üzgünüm.

Yürekten gelen o herkesi sımsıcak kucaklayan eski dilimize yazık ettik.

Kendimize yazık ettik.

Hiç kimse unutmasın.

Nefret ve husumetin dili bumerang gibidir.

Kendi fanatiklerini oluşturur evvela.

Ve sonra günün sonunda o fanatikler o dilin sahiplerini bile beğenmez hale gelir.

Kendi hoşlarına gitmeyen veya nefretçi söylemlerine hitap etmeyen laflar ettiğinizde, velev ki o laflar ayet ve hadislerden süzülen laflar bile olsa, o fanatiklerin dilleriyle sizi de biçtiklerini görür üzülürsünüz.

Kendi dillerimizle kendi canavarlarımızı oluşturmaktan vazgeçelim dostlar.

Yoksa günün sonunda her birimiz/ hepimiz dizlerimizi dövmeye başlarız.

Cehaletten beslenen fanatizme zinhar izin vermememiz lazım.

Aksi takdirde o fanatizm döner bizi vurur.

Bizi biz olmaktan çıkarır, başkaca bir şeye dönüştürür.

Vicdanı, merhameti, yüreği, sevgisi ve saygısı olmayan bir mecranın fanatik neferlerine dönüştürür.

Bunun emarelerini görüyorum dostlar.

Ön almazsak her mahalleye sirayet etmiş olan fanatizm zehir gibi yayılacak.

Son kertede hepimize ve ülkemize kaybettirecek.

Demedi demeyin.

Sosyal medya bu açıdan tam bir sorun kaynağı.

Sırf bir şey söylemek için veya birilerine cevap vermek için ne denildiğine niçin denildiğine bakmadan saydıranları gördükçe üzülüyorum.

Önce anlamak lazım.

Kimin söylediğine değil ne söylediğine bakmak lazım.

Tabii ki kimin söylediği de önemlidir.

Lakin Hz. Ali efendimizin dediği gibi asıl ne söylendiği çok daha önemlidir.

Ne yazık ki düşman olarak kodladığımız birileri ne derse dedin anında karşı çıkmayı, doğru söylüyorsa bile reddetmeyi marifet zanneden insanların varlığı sahiden üzücü.

Bu insanlar bir bakıyorsunuz kendi sloganik ezberlerine ters düşen kendi mahallesindeki saygın insanlara saydırmayı da dava adına gerekli görüyorlar.

O saydırdıkları veya nahoş suçlamaların muhatabı kıldıkları insanların uzun yıllara dayalı kültürel birikimine ve siyasi tecrübesine bakmadan ileri geri konuşmalarını gördükçe, savrulmak istendiğimiz yer adına üzülüyorum.

İşin daha üzücü yanı, onların dediklerini demediğinizde “sizi böyle bilmiyorduk, meğer siz de” diye başlayan uğursuz ve çirkin sözlerle sizi mahkum etmeye çalışmaları.

Eminim konuştukları konularla ilgili kayda değer bir tek kitap veya makale dahi okumamışlardır. Ama kendilerinde pervasızca sizi mahkum etme hakkını görebiliyorlar.

Sloganlarla düşünenlerin tarafgirlikleri kadar düşmanlıkları da bayağı üzücü ve rahatsız edici.

Sizin onca birikiminizin ve tecrübenizin hiç bir önemi yok ama anlamlı bir tek cümle kurmaktan aciz o fanatik insanların sloganları her şeye yetiyor.

Sloganların kurbanı olanlar sizi de o sloganlarla düşünmeye davet ediyorlar.

O sloganik zihniyetle hizaya ve sigaya çekiyorlar.

Deneyin görün.

Husumeti ve düşmanlığı çoğaltan ve içinde de bolca hakaret olan bir sloganik paylaşımda bulunun, ne kadar alıcısı olduğunu görürsünüz.

Ama Kur’an’dan herkesi düşünmeye ve akletmeye çağıran bir ayet paylaşın bir de, alıcısına bakıp aradaki farkı görürsünüz.

Ha, bir de adınız varsa, sırf size cevap vererek adınız üzerinden kendini gündemleştirmek niyetinde olanlar da cabası.

Önümde bir fotoğraf duruyor.

Bir yaşlı Kürt babanın kucağında taşıdığı beyaz örtüye sarılı bir kutu var.

Meğer o kutunun içinde Diyarbakır Sur’daki çatışmada ölen terörist oğlunun kemikleri varmış.

Terörist bile olsa bir anne-babanın evlat acısını sahiplendiğinizde hemen o birileri şahsınıza nefretlerini en yaralayıcı kelimelerle kusmaya başlıyorlar.

Üstelik söyledikleriniz üzerinden değil, demedikleriniz üzerinden dediğinizi varsayarak suçlamalar boca ediyorlar.

Başıma geldiği için biliyorum.

O yüzden üzgünüm.

Evladının ideolojik aidiyetinden veya örgütsel bağından bağımsız tamamen insani ve vicdani nedenlerle o Kürt anne-babanın acısına en basitinden saygı duymanın neresi yanlış?

O Kürt anne-babalar bizim vatandaşlarımız, bizim canlarımız elbet.

Acısına devlet ve millet olarak biz sahip çıkmazsak, dahası ve en fenası onlara da terörist nazarıyla bakıp “iyi oldu, hak ediyorlar” deyip dışlarsak, sadece onları değil onlarla beraber ailelerini de akrabalarını da kaybetmiş oluruz.

Terörist evladı üzerinden sadece anne-babayı değil tüm aileyi, hatta sülaleyi terörist ilan edip “topunun canı cehenneme” naraları atanların paylaşımlarını gördükçe insanlık ve inancımız adına utanç duyuyorum.

Diğer yanı çok daha üzücü elbette.

Topyekun o aileleri terör örgütünün kucağına iten tehlikeli ve düşmanca dil milletimizin birliği açısından zararlı, siyaseten de yıkıcı ve bölücü.

PKK/HDP’nin toplumsal desteğinin azalmamasının temel sebeplerinden biri de işte bu dışlayıcı nazarlardır.

Bu kadarını görmeyenlerin aklıyla ne devletin bekası sağlanır ne de birliğimiz sağlanır.

Terörle mücadeleyi sadece teröristle mücadeleye indirgeyen yaklaşımlar kaybettirir.

Terörle mücadele, aynı zamanda terörün toplumsal ve siyasi desteğini azaltacak anlayış ve politikaları da içerir.

Kürt ailelerin acısına sahip çıkmak ve o acıyı dindirecek kazanımcı politikalar geliştirmek, terörle mücadelede başarılı olabilmenin ön koşuludur.

Ayrıca büyük ve kerim devlet olmanın gereğidir.

Bu söylediklerimizden bir teröristi arkaladığımız veya bir teröriste ağıt yaktığımız sonucunu çıkartanların iyi niyetinden kuşku duyarım.

Siz de duymalısınız dostlar!

O teröristin acılı ailesine sahip çıkmayı teröre ve teröriste destek biçiminde yorumlayanların aklıyla varacağımız yer, ülkemiz ve milletimiz adına yıkım olur.

Yıkım, evvela vicdanlarda başlar.

Vicdanını ve merhametini kaybetmiş olanlarla ne devletin bekası ne de milletin birliği sağlanır.

Şimdi merhamet dedim ya, adım gibi eminim, o slogancı nefret güruhu anında şu sloganla karşımıza dikilip saydıracaklardır: “Merhamet, şehitlere ve mazlumlara zulümdür.”

Ne alaka değil mi?

Bu sloganik cehalet, sadece vicdanımızı ve aklımızı değil, siyasetimizi de bitiriyor.

Herkesin acısına saygı duyan insani bir duruşa ihtiyaç var.

Saygı duymanın ötesinde sahiplenen kazanımcı bir anlayışa ve pratiğe ihtiyaç var.

PKK terör örgütü tarafından evlatları şehit edilenler başımızın tacıdırlar elbette.

Onların acısı bizim acımızdır.

Evladı terörist olduğu için öldürülenler de bizim insanlarımızdırlar.

Evlatlarının mensubiyetleri dolayısıyla o insanlarımızın acısını sahiplenmezsek, onları terör örgütünün kucağına itmiş olmanın yanısıra insanlığımızdan da inancımızdan da ödün vermiş oluruz.

Bu ülke insanlarının acılarını topyekun ortaklaştıracak insani ve vicdani bir duruşa ihtiyacımız var bizim.

“Biz birlikte Türkiye’yiz “ mottosunun anlamı budur.

Yüreklerdeki bölücülük, zihinlerdeki bölücülükten bin beterdir dostlar!

Biz acıları yarıştıran değil ortaklaştıran ve artık yeni acıların yaşanmaması için çözümler üretmeyi olmazsa olmaz önemde gören bir anlayış zemininde kendimizi konumlandırmalıyız.

Bizi biz kılan asıl bu anlayışımızdır.

Kimsenin bizi başkasına dönüştürmesine zinhar izin vermemeliyiz.” dedi.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.