Dün sosyal medyaya Ağrı’dan yükselen bir ses yansıdı. Bir doktorun feryadı, bir hekimin vicdanıyla yaptığı isyan kısa sürede kamuoyunun gündemine oturdu.
Ağrı’da görev yapan Kadın Doğum Uzmanı Op. Dr. Emrullah Akyüz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda riskli gebelik yaşayan bir hastanın yaşadığı süreci anlattı. Doktor Akyüz, gebelik zehirlenmesi riski taşıyan ve hayati tehlikesi bulunan bir hastayı konsültasyon için yönlendirdiğini ancak ilgili hekimin hastaya müdahale etmekten kaçındığını ifade etti.
Akyüz, yaşanan duruma tepki göstererek yaptığı paylaşımda “Bu şehir sahipsiz değil” sözleriyle hem meslektaşlarına hem de yetkililere bir çağrıda bulundu. Kısa sürede sosyal medyada yayılan bu paylaşım, sağlık sistemine dair yeni bir tartışmayı da beraberinde getirdi.
Siyasetin Gündemine de Girdi
Doktor Akyüz’ün paylaşımı kısa sürede siyasetin de gündemine taşındı. DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada geçmişte de Ağrı’daki sağlık sorunlarını dile getirdiğini belirterek yaşanan olaya dikkat çekti.
Öte yandan bazı çevreler ise konunun sosyal medyada paylaşılmasının doğru olup olmadığını tartışmaya açtı. Kimileri bu tür durumların hastane yönetimi, başhekimlik veya İl Sağlık Müdürlüğü üzerinden çözülmesi gerektiğini savundu.
Ancak bugün herkesin kabul ettiği bir gerçek var:
Sosyal medya artık klasik bürokratik mekanizmalardan çok daha hızlı sonuç doğurabilen bir platform haline geldi.
Nitekim yaşanan gelişmelerin ardından Ağrı Valiliği, riskli gebelik hastasına müdahale etmediği iddia edilen doktor hakkında soruşturma başlatıldığını açıkladı.
Mesele Ağrı’yı Kötülemek Değil
Bu olayın ardından bazı çevreler yaşananların “Ağrı’yı kötülemek” anlamına geldiğini savundu.
Oysa ortada Ağrı’yı kötülemek değil, Ağrı’ya vicdanıyla sahip çıkmaya çalışan bir hekimin isyanı var.
Bir doktorun, hem de Ramazan ayında, böyle bir paylaşımı yapması kolay bir şey değildir. Hele ki görev yaptığı şehirde risk alarak bunu dile getirmesi…
Bu durum aslında tek bir şeyi gösteriyor:
Bazen vicdan, protokol yazışmalarından çok daha hızlı hareket eder.
Ağrı’nın Sahibi Var
Bu şehir sahipsiz değil.
Ağrı’nın sahibi bu şehrin insanıdır.
Ağrı’nın sahibi bu şehirde gece gündüz çalışan hekimlerdir.
Ağrı’nın sahibi risk alıp doğruyu söyleyen vicdanlı insanlardır.
İşte bu yüzden diyoruz ki:
Hocam, Ağrı sahipsiz değil. Senin gibi vicdanlı insanlar sahip çıkıyor.
Sağlık Yönetimine Bir Hatırlatma
Burada bir başka önemli konu da Ağrı’daki sağlık yönetimi meselesidir.
Son dönemde sağlık camiasında yaşanan bazı gelişmeler kamuoyunda ciddi tartışmalar doğurdu. İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde görev yapan bazı yöneticilerin görevlerinden ayrılması ve yaşanan süreçler hâlâ sağlık camiasında konuşuluyor.
Bugün gelinen noktada sağlık çalışanları, sendikalar ve vatandaşlar arasında ciddi bir memnuniyetsizlik olduğu da dile getiriliyor.
Buradan bir hatırlatma yapmak gerekiyor:
Ağrı gibi bir şehirde sağlık sistemi birkaç kişiyle yönetilemez.
Sağlık sistemi ortak akılla, sahadaki hekimlerle ve sağlık çalışanlarıyla birlikte yürütülür.
Şimdi gözler başlatılan soruşturmada.
Riskli gebelik hastasına müdahale etmediği iddia edilen doktor hakkında başlatılan soruşturmanın nasıl sonuçlanacağı merak konusu.
Ama bir başka soru daha var:
Bu durumu kamuoyuna taşıyan doktor hakkında da bir işlem yapılacak mı?
Eğer böyle bir durum olursa bunun da kamuoyu tarafından dikkatle takip edileceği kesin.
Çünkü bu şehirde vicdanın sesini yükselten bir hekimin yalnız bırakılmaması gerekiyor.
Bu şehir zor bir şehir.
Ama aynı zamanda güçlü bir şehir.
Bazen en büyük yatırım binalar değil, vicdanlı insanlar oluyor.
Ve dün sosyal medyada gördüğümüz şey de tam olarak buydu.
Bir hekimin vicdanı konuştu.
Bir doktor “Bu şehir sahipsiz değil” dedi.
Biz de aynı cümleyi tekrar ediyoruz:
Hocam… Ağrı sahipsiz değil. Senin gibi vicdanlı insanlar oldukça da hiçbir zaman sahipsiz olmayacak.