Dün Ağrı, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’u ağırladı. Program, Salı günü Ağrı’daki görevini noktalayarak Giresun Valiliği’ne başlayacak olan Vali Mustafa Koç’a yapılan ziyaretle başladı. Ardından AK Parti Danışma Meclisi toplantısı gerçekleştirildi.
Aslında bu toplantı için daha önceden bir kültür ve kongre merkezi planlaması yapılmıştı. Ancak hava şartları gerekçe gösterilerek program üniversiteye alındı. Duyurusu kongre merkezi üzerinden yapılan bir danışma meclisi toplantısının, son anda daha küçük bir salona kaydırılması dikkat çekti. AK Parti geçmişte bu tür salon programlarını rahatlıkla doldururdu. Bugün gelinen noktada, salon tercihi üzerinden bile partinin taban mobilizasyonunda zorlandığı hissi oluştu. Bunun nedeni net değil; ancak tablo, eski alışkanlıkların değiştiğini gösteriyor.
Bakan Ersoy’un programının en önemli ayağı ise Patnos’tu. Patnos İlçe Halk Kütüphanesi’nin açılışı gerçekleştirildi. Açık söylemek gerekirse; geçmişte bu şehir çok daha kalabalık, çok daha heyecanlı açılışlar gördü. Oysa burada 5 bin 780 metrekarelik, 40 bin kitap kapasiteli, ilçenin ve hatta bölgenin en önemli kültür yatırımlarından biri söz konusuydu. Üstelik açılışı yapan isim, kabinenin en güçlü, en başarılı bakanlarından biri.
Mehmet Nuri Ersoy, turizmde Türkiye’nin çıtasını her yıl biraz daha yukarı taşıyan bir isim. Kendi isteğiyle görevi bırakmak istemesine rağmen Cumhurbaşkanı tarafından “devam et” denilen nadir bakanlardan. Böyle bir ismin Patnos’ta yaptığı açılışın, organizasyon açısından daha güçlü olması gerekirdi. Ne yazık ki sahada bir organizasyon eksikliği hissedildi.
Bakan Ersoy’un verdiği rakamlar ise son derece önemliydi. Patnos’ta kütüphaneyi ziyaret eden okuyucu sayısının 45 binden 100 bine çıktığını söyledi. Ayrıca 2002 yılından bu yana Ağrı’ya kütüphane hizmetleri için toplam 261 milyon liralık ödenek aktarıldığını açıkladı. Bu veriler, yapılan işin değerini net biçimde ortaya koyuyor.
Burada hakkı teslim etmek gerekir. Bu kütüphanenin bugün açılmasında, geçmiş dönem AK Parti Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi’nin çok ciddi emeği vardır. Ödeneğini çıkartan, yer tahsisini sağlayan, süreci bizzat takip eden isim Çelebi’dir. Kütüphanenin bulunduğu bölgede yüzme havuzu, okul gibi yatırımların da yapılmış olması tesadüf değildir. O bölgeye uzun süre emek verilmiştir. İnkar etmek mümkün değil; bu Ağrı için güzel, değerli ve kalıcı bir hizmettir.
Ancak mesele sadece bir açılış değildir.
Kültür ve Turizm Bakanı Ağrı’ya gelmişken Doğubayazıt’ın kültürel sorunları konuşulmaz mı? Elbette konuşulmuştur. Ama kamuoyuna yansıyan somut bir “şunu yapacağız, bunu başlatıyoruz” cümlesi yok. İşte sorun tam da burada başlıyor. Bir bakanı ağırlamak elbette onur vericidir. Ama asıl başarı, o ziyaretten somut bir yatırım sözüyle çıkabilmektir.
Maalesef Ağrı’da kültür alanında son iki buçuk – üç yıldır ciddi bir boşluk var. Yeni bir kültür yatırımı yok. Turizmde de durum çok farklı değil. İlçe belediye başkanlarının ellerindeki dosyalarla bağımsız kütüphane talepleriyle Ankara’nın kapısını çalması elbette takdire şayan. Belediyeleri bu çabalarından dolayı kutlamak gerekir.
Ama şunu da açıkça söylemek zorundayız:
Bakanlar bu şehre eli boş gelmemeli.
Eğer bir Kültür ve Turizm Bakanı Ağrı’ya geliyorsa, müzesi olmayan tek il olan Ağrı için bir müze yatırımının da sözü alınmalıydı. Sadece protokol ziyaretleriyle, açılış kurdeleleriyle geçen programlar; bu şehrin kronik kültür ve turizm sorunlarını çözmez.
Ağrı’nın ihtiyacı olan şey; güçlü organizasyonlar, net talepler ve somut kazanımlardır. Aksi hâlde bakan ziyaretleri, şehri geliştiren değil; sadece günü dolduran programlar olarak hafızada kalır.
Ve Ağrı, bunu artık hak etmiyor.