Bazı insanlar vardır; makamla büyümez, makam onların gölgesinde kalır. Ünvanları olmadan da hatırlanır, yetkileri olmadan da sözleri dinlenir. Ağrı için bu isimlerden biri hiç şüphesiz Aydın Kasar’dır.
1950 yılında Aşağı Küpkıran Köyü’nde başlayan bir hayat… On kardeşin en büyüğü olmanın sorumluluğu, soba imalatçısı bir babanın emeği, toprağa emek veren bir annenin duası… Daha çocuk yaşta çalışmayı, paylaşmayı ve sabretmeyi öğrenen bir ömür. Köy okulundan Gümüşhane Erkek Öğretmen Okulu’na uzanan yol, yalnızca bir eğitim serüveni değil; Ağrı’ya adanmış bir kaderin ilk adımıydı.
Öğretmenlik onun için sadece bir meslek olmadı; bir emanet, bir sorumluluk, bir kutsal görev oldu. Köy köy dolaştı, çocuklara harfleri, yetişkinlere umudu öğretti. TRT Ağrı muhabirliğiyle kentin sesi oldu; Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü ile binlerce insanın hayatına dokundu. Okuma-yazma seferberliğinde gösterdiği olağanüstü gayret, devletin değil halkın takdiriyle büyüdü.
12 Eylül sonrası Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yeniden açıldığı o tarihi günde Ağrı’yı temsil eden delegelerden biri olması, tesadüf değildi. Çünkü o, zaten yıllardır Ağrı’nın vicdanını temsil ediyordu.
Aydın Kasar’ı anlatırken spor, kültür ve müzikten ayrı düşünmek mümkün değil. Spor kulüplerinde yönetici, antrenör, başkan; halk oyunlarında derleyici; Türk Halk Müziği’nde kurucu… Üç kez Türkiye birincisi olan bir koro, kuşaktan kuşağa aktarılan ezgiler ve “Ağrı’daki Arzum Benim” adlı bir kitap… Bunların her biri, bir şehrin hafızasına bırakılmış imzalardır.
Ve elbette Ağrı Ulu Camii…
Altı yıl süren sabır, emek ve dua… Bugün Doğu Anadolu’nun en büyük camilerinden biri olarak yükselen bu eser, Aydın Kasar’ın “en mutlu anım” dediği, ama aslında binlerce insanın duasında yer eden bir hayırdır.
Ağrı’da bir dönem vardı ki, abide meydanında çocuklara “Valiniz kim?” diye sorulduğunda, çocuklar hep bir ağızdan “Aydın Kasar!” diye bağırırdı. Resmî bir ünvanı yoktu belki ama hitabiyeti, bilgisi, zarafeti ve şehre hâkimiyetiyle tam bir vali gibiydi.
Dönemin Valisi Kutlu Aktaş’ın gülerek söylediği o söz hâlâ kulaklarımızdadır:
“Aydın, sen her şeyi anlatıyorsun; bana konuşacak konu kalmıyor. Sen sadece açılış yap, konuşma yapma…”
Bugün Türkiye Yardım Sevenler Derneği Ağrı Şube Başkanı, Ağrı Ulu Camii Yapma ve Yaşatma Derneği’nin mimarı, spor camiasının vefa ödüllü ismi… Ama en önemlisi, Ağrı’nın yaşayan hafızası.
Siyasete hatırla girmişse de her daim mesafeli durmuş bir devlet adamı duruşu; gerektiğinde sorumluluk almış, gerektiğinde kenara çekilmeyi bilmiş bir bilgelik… Acıyı da görmüş, evlat kaybının ateşiyle sınanmış ama kırılmamış bir yürek.
Aydın Kasar, Ağrı’yı severken yüksek sesle sevmedi. Göstererek değil, yaparak sevdi.
Ve bugün hâlâ şu cümleyi söylüyor:
“Bir birimizden haberdar olalım”
İyi ki varsın Aydın Kasar.
Bu şehir, senin gibi sessiz emekçileri sayesinde ayakta duruyor.