Geçtiğimiz günlerde sosyal medya üzerinden bir doktor, Emrullah Akyüz isimli bir kadın doğum uzmanı, riskli gebelik şüphesiyle konsültasyon için yönlendirdiği doktorun hastayı kabul etmediğini söyleyerek sosyal medyadan “Ağrı halkı sahipsiz değil” diye bir çıkış yaptı ve bunu sosyal medyada paylaştı. Bu paylaşım kısa sürede Ağrı’nın gündemi haline geldi. Bugün gelinen noktada ise bir takım sivil toplum kuruluşları da sürece dahil oldu, toplum ikiye ayrıldı. Emrullah’ın yanında olanlar ve olmayanlar şeklinde bir ayrışma yaşandı. Ancak tam da burada sorulması gereken soru nettir: Mesele Emrullah mı yoksa Ağrı’nın sağlık sistemi mi?
Emrullah’ın yanında olanlar ile karşısında duranlar arasındaki tartışma aslında bir kişiden çok daha büyük bir konunun üzerini örtmektedir. Emrullah kim, ne yaptı, neden böyle davrandı, haklı mı haksız mı… Bu sorular konuşulurken asıl mesele geri planda kalmaktadır. Çünkü Emrullah’a yönelik eleştirilerin temelinde çok daha somut gerekçeler bulunmaktadır.
Birincisi; Emrullah Instagram uygulamasında 90 binin üzerinde takipçisi olan bir doktor. Yani çoğu şeyi şov için yapan ve şövenist duygularla hareket eden, orada takipçi kasmaya çalışan bir profil. Dolayısıyla Emrullah, bu tarz olaylarla gündeme gelmeyi seven bir kişilik sergilemektedir. Bu durum, yapılan çıkışların samimiyetini sorgulatmaktadır.
İkincisi; Emrullah daha önce Ağrı’da sağlık müdürlüğü bünyesinde kamu hastaneleri genel sekreterliği gibi bir görev talebinde bulunmuş, ancak siyasetin değerlendirme sürecinde bu talebinden vazgeçmiştir. Bu sürecin hemen ardından yaşanan çıkış ise zamanlama açısından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
Üçüncüsü; Emrullah’ın daha önce yanlış tedavi ve yanlış ilaç uygulaması sonucu bir hastanın Erzurum’a sevk edilmesine neden olduğu ve bu olayla ilgili Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen bir soruşturmanın bulunduğu bilinmektedir. Bu durum, meselenin sadece bir sosyal medya paylaşımı olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Dördüncüsü ve en kritik nokta; Emrullah hakkında yapılan açığa alma işlemi, sosyal medya paylaşımlarından dolayı değil, doktorları izinsiz şekilde kamera ile kayda alması ve bu görüntüleri kendi sosyal medya hesapları üzerinden servis etmeye çalışması nedeniyle gerçekleşmiştir. Devlet hastanesinin güvenlik kameralarına yansıyan bu durum ve devam eden soruşturma süreci, açığa alma kararını hızlandırmıştır. Yani ortada bir disiplin ihlali vardır ve bu ihlal somut delillere dayanmaktadır.
Gelelim Emrullah’ı savunan kesime. Bu kesim, Emrullah’ın “Ağrı halkı sahipsiz değil” söylemi üzerinden hareket etmektedir. Ancak burada çok net bir gerçek vardır: Bu söylem, Ağrı halkının duygularını istismar etmeye yönelik bir çıkıştır. Safiyane bir refleks değildir. Çünkü 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu açıktır. Bir devlet memuru önce resmi şikayet mekanizmalarını kullanır. Amirine gider, başhekime gider, il sağlık müdürüne başvurur. Peki Emrullah bunu yapmış mıdır? Hayır, yapmamıştır.
O halde şu soruyu sormak zorundayız: Emrullah neden doğrudan sosyal medyaya çıkmıştır? Cevap nettir. Bu bir şovdur. Amaç kamuoyunu bilgilendirmek değil, kamuoyu üzerinden etki oluşturmaktır. “Ağrı halkı sahipsiz değil” söylemi ise bu etkinin duygusal zemini olarak kullanılmaktadır.
Bugün Ağrı halkının bir kısmı Emrullah’a sahip çıkıyor gibi görünmektedir. Ancak gerçek şudur: Ağrı halkı Emrullah’a değil, yıllardır çözülemeyen sağlık sorunlarına tepki göstermektedir. Emrullah burada bir figürdür. Bir semboldür. Tepkinin yöneldiği kişi değil, tepkinin aracı haline gelmiştir.
Bu noktada yapılması gereken şey nettir. Eğer sağlık sistemi sorunluysa, bu sorunlar ilgili yöneticiler üzerinden tartışılmalıdır. Sağlık müdürlüğü, hastane yönetimleri, sistemin işleyişi masaya yatırılmalıdır. Ancak kendi sosyal medya gücünü artırmak için Ağrı halkının duygularını kullanan bir figür üzerinden tartışma yürütmek, meseleyi çözmez, aksine daha da bulanıklaştırır.
Bugün gelinen noktada Emrullah ile ilgili birçok şikayet Sağlık Bakanlığı’na ulaşmış durumdadır. Soruşturmalar devam etmektedir ve bu sürecin sonucu kamuoyu tarafından yakından takip edilecektir. Ancak şu gerçek değişmeyecektir: Bu mesele bir kişinin meselesi değildir.
Mesele Emrullah değildir. Mesele Ağrı’nın sağlık sistemidir. Ve eğer gerçekten bir çözüm isteniyorsa, kişilere değil sisteme odaklanmak zorundayız.